Telefon ettim bir yere, fiyat alacağım. Telefonda söyleyemiyoruz dediler. Allahalla biri duyar diye mi acaba deyip bir de mailden yana şansımı kullanayım dedim ama onu da yemedi. "Gelin, hem görmüş olursunuz." dedi. Sağolsun.
Pazartesi
Uykum gelmese ikna edebilirdim
Radikal olsun birleşmemiz ben kan vereyim
Pazar
Cumartesi
Şimdi sen gidiyorsun ya
Neden gittiğin hakkında konuşmak bile istemiyorum zaten de. Ne gerek vardı ki yani? O gün "Öylesine." demiştin. Bok öylesine! Gidiyorsun işte. Hem de bugün! Nasıl bugün olur ya? Bir kere daha görüşecektik hani? Hep kandırıyorsun sen beni.
Çarşamba
Altın günü mü yapsak?
Salı
Ya ...
3G reklamlarında, üç kızın kol kola girip "Merraka Övgüler" başlığı altında "merak ne güzel şey, güzel şey merak" diye sokaklarda şarkılar söylemesi komik değil mi? Bence komik. Sonuçta 3G. (nokta!)
Pazar
Tam da bununla ilgili zaten



Cumartesi
Perşembe
Biziz onlar ne var yani?
Sinemada Harry Potter izlerken, aklına Kutsal Damacana gelip gülmeye başlayan arkadaş grubunu her türlü severim.
Salı
Darallar
Gene duramamalarım başladı, böyle böğrümü böğrümü sıkıyorlar. Dur ben bir vasiyetimi yazayım.
Pazartesi
Ben ölünce yakın demiş adama. Adam onu dinlememiş.
Prometheus ile ilgili dört efsane var imiş:
Pazar
Akbaba
Bir akbaba ayağımı kemiriyordu. Ayakkabı ve çoraplarımı ufak parçalar haline getirmişti bile ve şimdi de ayağımı kemiriyordu. Sürekli gagalıyordu. Etrafımda huzursuzca daireler çizdi, sonra yine işe koyuldu. Bir adam yakından geçti, biraz baktı, sonra akbabayı neden kovmadığımı sordu. "Çaresizim." dedim, "bana doğru gelip saldırınca, tabii ki kendimi korumaya hatta onu boğmaya çalışacağım. Ama bu hayvanlar çok güçlü. Benim yüzüme atlamak üzereydi, ayağımı feda etmeyi yeğledim. Şimdi de parçalara ayırdı."
Kendine işkence edilmesine böyle izin vermen ilginç, dedi adam. "Bir kez ateş ettin mi, bu akbabanın sonu olur."
Öyle mi, dedim, "bunu yapar mısın?"
Zevkle, dedi adam, "silahımı almak için eve gitmeliyim. Bir yarım saat daha bekleyebilir misin?"
Emin değilim dedim ve bir an için acıyla kaskatı kesildim. Sonra, "Herneyse, deneyin." dedim.
Tamam dedi adam, "olabildiğince çabuk davranacağım."
Akbaba bu konuşmayı sakince dinliyor, gözlerini benim ve adamın üzerinde gezdiriyordu. Onun her şeyi anladığını fark ettim. Kanatlandı, güç kazanmak için uzağa uçtu ve sonra, sanki bir cirit fırlatıcısı gibi gagasını boğazıma daldırdı. Sırt üstü düşerken, kaçınılmaz bir biçimde her boşluğu dolduran, her kıyıya ulaşan kanımda boğulmakta olduğunu görerek rahatladım.F.K.
Dışarda ağzına vurduğumun bi çocuğu ağlıyor sabah sabah
Samimi oldukça birbirine karışıyorsun ya hani bir de, işte o çok acayip. Bakıyorsun önceden aldığı kararlar, senin gelecek planların olmuş falan. Sen çoktan vazgeçmişsin, bıraktığın yerden o devam etmiş ya da. Bayrak yarışı gibi. Bu bir tanesi sadece.
Bir anlığına ona dönüşüp kendi tepkini verememek de garip. Senin benim yok. Kiminse, diğerinin yükü daha çok aslında. Sorumluluk çok sik bir şey.
Mesela film izlerim. En dramatik sahnesinde durdurur, ne olmuşsa bana olmuş gibi kendime uyarlayıp bir on dakka ağlarım. Ahuha çok saçma! Ooo neler neler. Ceren olur Bergen. En sonunda çok efsanevi bir ölüm hazırlamışken, hasiktir lan Mehtap çok üzülür, Çağıl bu yaşta bunu kaldıramaz diyip geri dönüyorum. Hayal bile kurdurtmuyorlar insana. Bela mısınız oğlum?!
Güvensizliğe çare yok da şu menopoz teyze öfkeleri nolucak acaba? Sinirlendikçe sakinleşiyorum allahtan. Neyse kanı kaynıyor gencin, büyüyünce geçer.
Hahah geçen gün bir kağıt buldum, beşinci sınıfta falanmışım. Bir şeyler olmuş herhalde evde. Bir an önce on dokuz yaşına gireyim lütfen yazıyor. Çok güldüm, sonra yazık lan dedim. Aha girdim on dokuz yaşına, üstünden de üç sene geçti. Ne sikim oldu ki? Şimdi işte büyüyünce geçer diyoruz da, e ya bir de geçmezse? Neyse ki öyle bir zaman aralığı koymuyoruz. Geçmezse, anadan babadan kalma muhteşem yargıyı yapıştırıveririz: Sen hala çocuksun.
Bir de o içerdeki çocuk folloş oldu, bir iyi oluyor bir kötü. Bir karar verin ulan, kafam karışıyor. Anlıyorum ama duyamıyorum.
Bu saatte de noluyosa? Yat işin gücün mü yok. Diyeceğim şeyi de dememişim zaten yine.
Gelsene hadi artık lan. Deli özledim.
Cumartesi
Gibi değil gibi
Duayı türkçe ediyorsun da anlıyor mu bakalım seni? Sonuçta dil, insan icadı. Biraz da kompleksli sanırım. Hep o bulsun, hep o yaratsın istiyor. Gönül koymuş. Madem kendi başınıza anlaşabiliyorsunuz birbirinizle, anlaşın amına koyim, öğrenmiyorum demiş.
Kediye köpeğe anlatır gibi anlatmak lazım sorunu. Kedi köpek derken yanlış olmasın. Onlar da sonuçta bir evlat gerçi ama toplum baskısı işte ne yaparsın. Hani gel deyince gelmez de, gözünün içine bakıp biraz da badi lenguiç kullanınca gelir ya.. Vücut dili önemli tabii. Avantaj sağlar.
Hercümerç güzelmiş dur bakayım kullanmaya çalışayım. Bütün dualar tek bir kanalda hercümerç olmuş iken, olur da aşağı bakası gelirse, hemen göze çarpar vücut dili kullanan insan. İlk namaz da böyle çıkmış ortaya zaten.
Demem o ki, yukarısı çok gürültülü. Kafa göz şişirticisinden. Farkettirmek gerek kendini. O "zamanla" dedikleri şey var ya, o O'nun anlayabilme süreci. Bırakmış tavırları. O da büyüyor en nihayetinde, çabalıyor. Kolay değil ki ne yapsın, o kadar insan.. Görev bilinci var ama bak.
Bir de kediye köpeğe anlatır gibi dedik. Sen de telepati, ben diyeyim çok istemek. Hissetmek mühim. His önemli. Kalp atacak aga!
Bir de o kadar sorumluluğu nasıl taşır ki diye düşününce bir diğer ihtimal geliyor aklıma ki, siktir et onu, hiç hoş değil.