Cumartesi

Sana malik oldu da, mütemmim cüzzüne niye...

Şu! sıralar -işaret ediyorum-, abesi meşgale edinmiş bendeniz, tüm Zama'nın gelmiş geçememiş, en büyük askeri dehalardan -her ne kadar kendisini üçüncü olarak görse de- Scipio'dan da BÜYÜK komutAN Mutlu Ceren Cangöz, yenilip yenilmediğimi bilemememin haklı kafa karışıklığını yaşıyorum. Beynimi yiyip (!) duran şey, "Stratejinin Babası" olarak nitelendirilen en büyük düşmanım görünümlü dostum Hannibal'ı, kendi taktikleriyle nasıl alt etmiş olduğumu anlayamamam. Tıpkı her şeyi nasıl alt üst etmeyi başardığımı anlayamamam gibi. Başına benzer şeyler gelmişlerden oluşturduğum senatoma bıraktım kararları. Artık kuzu gibi sessizim. Bahsi geçen konuda Roma'yı yakacak kadar gözü kara deli olmam hiçbir şeyi değiştirmiyor çünkü.
Mavi üzerine turuncuyu beş beyaz karakterle görmeyeli de çok oldu misal. Bunun, görmeyeceğim demek olmaması gibi, görmeyeceğim gerçeğini de değiştirmeyecek olması, In Bruges'daki o en sevdiğim sekansı -hatta bir kaç da diyebilirim- sık sık düşünmemi, hatta zaman zaman gerçekleştirmek istediğim gerçeğini -olasılığını?- da değiştirmiyor. Ne demişti? Tüm olasılıklar %50. Sahi ne güzel insansın sen Aylin. Senatomun en bir incisi misin nesin?

1 yorum:

Enteldantel! dedi ki...

Yenilip yenilmediğini bilmemenin haklı kafa karışıklığı.. Sevdim bunu. Bir de şeyi sevdim geçen, biri demiş ki; ateşin icadından evvel ölüp de cehenneme giden bir mağara kadınının hayreti.. Keşke ben deseymişim.

Bir de o olasılık mevzuu bilomun çok zor bir zamanımda işin içinden çıkmam için ürettiği bir toğorisi. Menşei değil muhatabıyım yani, yanlış olmasın.

Bir de, bir kulunu çok sevdim, belli ki o da beni seviyor. Yuppiii :)